Dijital Ajanslar İçin İsim Değiştirme Vakti

İbrahim Ügdül

Viewing posts created by İbrahim Ügdül

Dijital Ajanslar İçin İsim Değiştirme Vakti

Günümüzde dijitalin dâhil olmadığı bir pazarlama dünyası düşünebilir miyiz? Artık ajans kimliklerindeki ‘dijital’ kelimelerinin düşme zamanı gelmedi mi?

“Dijital ajans” kavramı pratikte önemini kaybediyor. Hayatımızın her alanı bu kadar teknolojiye bağlıyken, nesnelerimiz bizimle dijital olarak muhabbet edip sosyal ağlarımız dijital benliğimiz olan dijital verimizi gözler önüne sererken, çocuklarımız ilk resimlerini dijital olarak sergilemeye başlamışken dijitalin dâhil olmadığı bir pazarlama dünyası düşünebilir miyiz? Tüm ajansların dijital bir DNA’sının olması gerekmiyor mu? Bu yüzden tüm ajans kimliklerindeki “dijital” kelimelerinin düşmesinin pazarlamanın sesli uyumuna uygun olacağına inanıyorum. Artık pazarlama iletişiminde online ve offline entegrasyonu gerçekleşti, “all-line” iletişime geçmiş olan markalar ve ajanslar rekabet avantajına sahip oldular ve fark yaratmaya başladılar. Belki “yeni nesil ajans” kavramı bu kavram karmaşası ve çelişkileri içinde sıyrıldı, kendi yerini tutmaya başladı. Akampüs ajans ekibi olarak bu yeni pazarlama çağında 2015’te önem vereceğimiz başlıklardan bahsedelim, öngörülerimizi iletelim…

Yayıncı Markalar

Pazarlama iletişiminde içeriğin kral olduğunu kabullendik. Markalarımızın yayıncılığa adım atmasını sağladık. Şimdi sıra bunun sınırlarını genişletmekte. Şu sorulara pozitif cevap verebilmek gerekiyor: İçeriğimiz müşterimizle ne kadar alakalı? Onlara ilham verip yepyeni tecrübeler yaşatabiliyor muyuz? Müşterilerimizin bize ‘teşekkür’ edeceği faydalı içeriği sunabiliyor muyuz?

Programlanabilir Medya Satın Alma

Medya satın almada işin matematiği değişiyor. Artık insanların kurguladığı ama yazılımların yönettiği yayın, test ve optimizasyon dönemindeyiz. İçerik üretmenin ve içeriği yaymanın eşit derecede önemli olduğunu bilmemiz gerek. En iyi içeriği üretirken en akıllıca para harcama modelini de analitik olarak çözmemiz gerekiyor.

Büyük Değil Akıllı Veri

Elimizdeki veri epey büyüdü. Sosyal medya platformları, CRM yazılımları, satış noktası cihazları, davranışsal reklam verileri, bireylerin ürettiği ve tükettiği içerikler, sosyal etki gücüne yönelik skorlama algoritmaları… İstemediğimiz kadar veriye sahibiz artık. Şimdi bu veriyi canlı olarak analiz edip faydalı öngörüye çevirmemiz ve süreçlerimiz için tahminlerde bulunmamızın zamanı geldi. Veriyi faydaya dönüştürebilenler avantajlı konumda kalacak.

Cmo’larda Dönüşüm Zamanı

CMO’ların artık teknolojinin kaldıraç etkisinden faydalanmaları bekleniyor. Yeni pazarlama çağında neredeyse bir CTO kadar teknik bilgiye sahip olmaları gerekebilir. Akıllı veriyi toplayıp anlamlandırmaları, pazarlama kararlarında kullanmaları ve ROI maksimizasyonu için sürekli optimizasyon yapmaları gerekiyor.

Nesnelersiz Asla

Sizce her tarafımız soluduğumuz hava gibi internet ile çevrelenmiş olsa pazarlama nasıl dönüşürdü? Bunun cevabı için çok vaktimiz yok. Giyilebilir teknolojiler henüz bir pazarlama iletişimi aracı olarak gerekli hacme ulaşmadı ama bunun çok yakında gerçekleşeceğini öngörerek hazırlık yapmamız gerekiyor.

Bulutlar Üstünde Pazarlama

SaaS, PaaS, IaaS… Özetle her şeyin ‘cloudbased’ platformlara dönüşmekte olduğu bir dönemdeyiz. Pazarlama stratejileri geliştirirken, ürün ve servislerimizi geliştirip sahaya sürerken bulut teknolojilerinin nimetlerinden faydalanmayı öneriyorum. Bu sayede ‘omni-channel’ olarak tarif edilen dijital, mobil, sosyal, CRM veribankalarının holistik olarak tek bir müşteri deneyimi çevresinde buluşmasını sağlayabileceğiz. 

Bütünleşikleştiremediklerimizden misiniz?

Entegre pazarlama (bütünleşik pazarlama) ile ‘online’ ve ‘offline’ arasındaki çizgi iyice kaybolmaya başladı. Müşterilerin kesintisiz deneyim isteği var. Müşteriler farklı platformlar, kanallar, uygulamalar ve cihazlar üzerinden deneyim ve bilgiye ulaşma ve tüketme eğilimindeler. Yolda, kampüste, evde, sosyal ağlarda, cep telefonlarında, televizyonda… Ortam ne olursa olsun tek bir deneyim peşinde koşmamız gerekiyor. Dijital pazarlama artık bir taktik değil ana pazarlama stratejisinin en önemli sacayaklarından birisi. Pazarlama analitiği dijital pazarlama sayesinde beslenecek. Bundan markalar da müşteriler de çok fayda görecek. Yaşayarak görmeye hazır olun.

Campaign Türkiye Mart sayısı What’s Next In Digital ekinde yayınlanmıştır.

 2015’de İşveren Markası Rekabetinde Öne Geçmek İçin 10 İpucu

Genç nesil olarak kabul ettiğimiz Y ve Z jenerasyonlarına dâhil yetenekleri kapmak zorlaşıyor. Sadece büyük kurumlar değil, büyük ya da küçük tüm kurumlar arasındaki rekabet kızışıyor. 2015 ve sonrasında bu yarışı kazanmak için odaklanmanız gereken bir şey var: İşveren Markanız.

Bir iletişim ve teknoloji insanı olarak, İK yöneticileri için faydalı olacağını düşündüğüm farklı yaklaşımları sizinle paylaşmak istiyorum:

1a  Yetenekler Pasif

En iyiler pasif arayıştalar. Özel bir fırsat görürlerse veya bir headhunter onlara ulaşırsa potansiyel yeni işlere bakıyorlar. Aradığınız yetenekler, tutkusu ve değerleri kendilerine uyan büyük ya da küçük şirketlerde çalışmak istiyorlar. En iyiler, sektör trendlerini öğrenmeye çalışıyor ve başarılarıyla göz önünde olan işverenleri takip ediyorlar. Bu takipte göz önünde olabilmek ancak kurumun markalaşma ve marka iletişimine önem vermesi sayesinde olabiliyor.

2  Mobil Teknolojiler İşi Kolaylaştırıyor

İşe alım süreçlerinde teknolojinin çok daha fazla kullanıldığı bir döneme girdik. Özellikle mobil teknolojilerin gelişimi bunu hızlandırıyor. ABD’de iş arayanların %50’den fazlası arama ve başvurma işlemlerini mobil cihazlarla gerçekleştiriyor. Teknolojinin Türkiye’de de hızla ilerlediğini görüyoruz ama henüz işveren markaların çoğu, kariyer sitelerini ‘mobile uyumlu’ hale getiremediler. Mobil uygulamaları olanların sayısı tahmin edeceğiniz üzere bundan da az. Mobil stratejileri ön plana almak durumundasınız. Mobile uyumlu içerik üretmek, yolda giden bir aday ile video-mülakat yapabilmek, iş ortamını çalışanların video-röportajlarıyla sunabilmek gibi etkileşimler sayesinde sadece aday havuzunu genişletmekle kalmaz, aynı zamanda işveren markanızı fonksiyonel ve farklı deneyimler ile hafızalara kazıyabilirsiniz.

3  Akıllı İK = Akıllı VERİ  

‘Akıllı’ verileri topluyor musunuz? Yetenek arayışınızın öncesi ve sonrasını da içeren yeteneğin kurum içindeki yaşam döngüsünü analitik olarak kaydetmekten bahsediyorum. İşveren markasının sosyal medyadaki takipçi verisinden başvuru süreçlerine, kariyer planlama analizlerinden çalışan memnuniyet anketlerine kadar çok fazla veri var ve bu veriler artık bir CRM bakış açısıyla entegre edilip ‘akıllı’ analizler için kullanılabilir. Bu bakış açısı Yetenek Edinme Stratejileri ve kurumun İş Stratejilerini birbirine bağlamaya yarar. C-level için İK’nın stratejik değerini arttırır. Bu veri anlamlandırma süreci zor olabilir ama daha akıllı bir İK süreç yönetimi için harika bir yatırım olacaktır.

4  Niş Yeteneğe Ulaşmak İçin Niş Stratejiler

Niş iş başlıklarında ya da lokasyon hedefli işlerde yetenek alım rekabeti sertleşiyor. Sosyal medya sayesinde niş yetenek topluluklarına ulaşmak mümkün. Yeteneklerin size ulaşmasını beklemek daha maliyetli olabiliyor. Yeteneklere yaşadıkları ortamlarda erişmek için sosyal medya iletişimi ve dikey işe alım ağlarını kullanıyor musunuz? Teknoloji bu konuda da hep yanımızda.

5  Size Özel Teknolojiler

Artık İK yönetimini ilgilendiren pek çok inovasyon ve teknoloji var. HRM platformları, mobil ve sosyal medya uygulamaları, oyunlaştırılmış altyapılar, kurum-içi iş ve performans takip yazılımları, dış kaynaklardan faydalanmanızı sağlayacak crowdsourcing ve outsourcing platformları… Süreçleri iyileştirmek yaratıcılığınıza kalmış durumda. İstediğiniz her türlü platforma büyük maliyetler ödemeden kavuşmanız mümkün. PAAS dediğimiz servis platformları sayesinde bulut üzerindeki yazılımları kiralayabilirsiniz. Bir diğer blog yazısı ile bu konudaki önerilerimi ayrıca paylaşacağım.

6  Yetenek ile Etkileşim

İşveren Marka İletişimi küçük ya da büyük her markanın pasif yeteneklere erişmesini kolaylaştırıyor. İşveren Markanızın kimliğini ve değerlerini belirlediniz. Şimdi sıra iyi bir marka iletişimi tasarlama ve uygulamada. Online ve mobil ortamlardaki görünürlüğünüz, tutarlı ve düzenli marka mesajınız, web siteniz ve sosyal medyadaki düzenli içerik yönetiminiz yarışa hazır mı? Geleceğin yeteneklerine üniversite kampüslerinde veya vakit geçirdiği online ortamlarda doğru yöntemlerle erişmeye başladınız mı? Hazır hissetmeseniz de başlamak için geç değil. Bu bir İK yatırımı sonuçta. Amacımız yeteneğin yaşadığı ortamlarda var olmak ve şeffaf olarak değerlerimizi iletebilmek.

7  Gerçek Zamanlı ve Tam Zamanında

Yetenek işe alımı canlı bir süreç. İhtiyaç duyduğumuz anda istediğimiz adaylar müsait olmayacak. Bir pazarlamacının gözünden bakarsak, marka mesajımızı yoğun bir reklam medya planlaması ile anlatmak marka sadakati yaratmayacaktır. CRM ve kurumsal iletişimin başı sonu olmayan bu iletişim hikâyesine katkı vermesi gerekiyor artık. Bu, sizler, İK profesyonelleri için de geçerli. Anlık ihtiyaçlarınızda size şimdiden bağlılık hisseden adaylara erişmek çok daha maliyet verimli olacak.

8  Gerçek Çalışanlar Gerçek Hikâyeler

Sosyal medyanın hayatımızın her anında var olduğu bir dünyada işimiz de bir o kadar şeffaflaşıyor. İstesek de istemesek de çalışan ekosistemimiz bizler hakkında mesajlar yayıyor. Artık gerçek çalışanların gerçek hikâyelerini paylaşmaları konusunda teşvik edici olmak elimizde. Teknoloji yine yanımızda. Önemli olan pozitif/negatif mesaj algı oranını iyileştirmek. Bu şeffaf dünyada kimse mükemmel olmayacak.

9  Sadece Kariyer Günleri Değil Sürekli Gençlik İletişimi

İşveren Markamızı ana markamızdan bağımsız göremeyiz. Her nasıl pazarlama birimleri özellikle genç müşteriye satış ve bilinirlik amacıyla yıl boyunca erişmeye çalışıyorsa, İK birimlerinin de aynı yatırımı genç yetenekler için yapması gerekiyor. Bunun için entegre pek çok iletişim taktiği söylemek mümkün. Çok geniş bir konu, başka bir yazımızda inceleyelim ister misiniz?

10  Şimdi Oyun Zamanı!

Pazarlama dünyasında popüler bir ‘oyunlaştırma’ akımı var. Amaç müşteri ile iletişim ve etkileşim süreçlerini oyunlara benzer şekilde kurgulamak, keyifli hale getirmek ve bu sayede müşteri sadakatini, bize ayırdığı ilgisini arttırmak. İK alanında da oyunlaştırma çok etkili olabiliyor. Aday çalışanlardan, şu andaki ekiplere; mezunlardan genç topluluklara kadar oyuna dâhil edilebilecek bir ekosistem var. Bunlardan sadece bir grupla başlamak da mümkün. Ekiplerinizi online bir platform üzerinden kurumun fikir geliştirme, problem çözme, inovasyon süreçlerine dahil ederken, bir yandan da ekip içi iletişimi zenginleştirmek ister misiniz? Peki bunu oyun kuralları ile keyifli bir hale getirmek?

 

Bir pazarlama insanı olarak İşveren Markanız hakkında öneriler iletmeye devam edeceğim. Umarım ilginizi çeker.
İşveren Markanız için harika bir 2015 olmasını dilerim.

Saygılarımla

İbrahim Üğdül
CEO – Akampüs Youth Marketing